Lexi genellikle uslu kızdır; itaatkâr, saygılı ve hep haber verir, ama bütün gece ortadan kaybolup sabah 5’te tek kelime etmeden eve döndüğünde, annesi sadece kızmakla kalmaz, dehşete düşer. Bu ihanet anında sonuç gerektirir: mazeret yok, gecikme yok, sadece disiplin. Dizinin üstünde, Lexi annesinin elinin her sert, acıtan şaplağını hissederken kızarıp kavrulmuş çıplak poposuyla çığlıkları gözyaşlarına karışır. Daha iyi olacağına söz verir ama annesi henüz bitirmemiştir, tahta saç fırçası çıkar ve onun hassas teninde derin, utandırıcı izler bırakır. Tam bitmiş sanırken anne emreder: “Kanepenin üzerine eğil, genç hanım. Sıra değnekte.” İlk keskin vuruş bir çığlık, ikincisi bir çığlık daha koparır, her kavurucu darbe onun zaten yanmakta olan etine bir iz daha kazır, bozduğu yasağın ve parçaladığı güvenin sert bir hatırlatıcısıdır. Bu zalimlik değil. Sevginin en katı biçimidir. İşte uslu bir kız çok fazla zorladığında olan budur.